ConectoHub kurucusu Banu Akgül ile Röportajımız

Çevik OKR ve İş Yönetim Platformu ConectoHub kurucusu Banu Akgül’le girişimcilik üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

İşinizi kurmadan önce neler yapıyordunuz, kendi işinizi kurma fikri nasıl ortaya çıktı?

Aslında şimiye kadar kariyer planlarımı sürekli değiştirdim. Öncelikle Davranışsal Ekonomi alanında akademisyen olmak istiyordum ve Ekonomi yüksek lisansı yaptım. Yüksek lisans yaparken Ekonomi alanının benim için çok soyut kaldığını ve akademisyenliğin heyecanlandırmadığını farkettim ancak; davranışsal ekonomi hep çalışmak istediğim alandı. Bu alandaki deneyimimi pazarlama alanında kullanmak istedim. Vestel’e Management Trainee olarak girdim. İyi bir pazarlamacı satışı görmeli diyerek öncelikle Account Manager olarak çalıştım, daha sonra Pazarlama Uzmanı ve Yöneticisi olarak 7 senelik Kurumsal deneyim elde ettim. Yaptığım her işte çok şey öğrendim, öğrenimim durduğunda değiştirdim. Aslında her zaman kendi işimi kurmak istiyordum. Pazarlama yöneticisi iken startuplarla işbirlikleri yapıyorduk ve yaptıkları işler, karşılaştıkları zorluklar beni çok heyecanlandırıyordu. Startuplarla çalışırken kurumlarla en Büyük farklarının startupların sürekli hedef odaklı çalışması ve daha az kazanmalarına ragmen çok daha motive olduklarını gördüm. Aslında kısıtlı imkanla çok daha yaratıcı, inovatif iş yapılacağını farkettim. Sonra dünyadaki iş verimlilikleri, hedef odaklılık metriklerine baktığımızda tablonun beklediğimizden çok daha kötü olduğu ortaya çıktı. Araştırmalar gösteriyor ki iş hayatımızın %39’unda gerçek anlamda iş yapıyoruz ve geri kalanında data toplamak-rapor hazırlamak, iş takip etmek, toplantı yapmak gibi tekrarlayan ve zaman kaybettiren işlerle uğraşıyoruz. Diğer taraftan çalışanlar için en büyük motivasyon kaynağı hedefe yönelik çalışma yani kendini gerçekleştirme faktörlerine baktığımızda 100’ün üzerinde çalışanı olan şirketlerde çalışanların sadece %7’si hedeflerine hakim, aslında her gün görev tanımları ya da iş listelerinde olan işleri yapıyorlar. Dolayısıyla düşük verimlilik, düşük motivasyona sahip çalışanlar ve yüksek turnover şirketlerin Büyük sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Daha da önemlisi sonuçta düşük katma değerli çıktı üretiyoruz.

Biz de birebir yaşadığımız sorunlardan yola çıkarak 2 modülden oluşan çevik OKR ve İş Yönetim Platformu ConectoHub’I kurduk. Organizasyonların verimli çalışmanın yanı sıra hedeflerini iş verileri ile entegre ederek hedef ilerlemelerini otomatik olarak işverileri ile yapmalarını sağlıyoruz. Aslında hedefleri iş hayatının merkezine koyarak; her organizasyonun startup gibi çevik ve hedef odaklı çalışmasını sağlıyoruz

İşinizi kurarken kendinize ortaklar buldunuz mu? Bu ortaklar işinize nasıl bir katkıda bulundu?

Biz iki ortak olarak şirketimizi kurduk. Ben satış, pazarlama alanlarındaki deneyimlerimi kullanıyorum, ortağım Emre ise teknik tarafta. Tamamen görev paylaşımı yapıyoruz yoksa gerçekten yetişmeniz neredeyse imkansız. Girişimcilere tavsiyem birbirlerini tamamlayan farklı alanlarda uzmanlıkları olan ortaklarla yola çıkmaları.

İşinizi kurarken bir iş planınız var mıydı? Bu planınıza uygun davrandınız mı?

İşimizi kurarken bir iş planımız vardı ve buna göre de yatırım aldık. Ancak COVID sonrasında verimlilik şirketlerin önceliği arasına girdi, hem çalışanlar verimli ve odaklı çalışmak istiyor; hem de şirketler dataya tek platformdan erişmek, yüksek katma değerli çıktı üretmek istiyor. Yani hizmet verdiğimiz verimlilik pazarı talebin artması ile 2 katından fazla büyüdü.

Biz de bu alanda tek platformdan verimli iş yönetimi ve iş verileri ile hedef yönetimi yapılmasını sağlayan bir platform olarak fark yaratmaya başladık. Tüm bunlar bizim hızlanmamızı ve planların çok ötesinde bir taleple karşılaşmamızı sağladı. Şimdi Türkiye’den ve dünyadan enterprise, startup, scaleup ve ajans müşterilerimiz var. Planladığımızdan daha da hızlanarak yolumuza devam ediyoruz, şimdi sırda globa bir marka yaratmak var.

Girişiminizin ilk dönemleri nasıl geçti? Ne gibi sıkıntılar çektiniz.

500’ün üzerinde çalışanla ve şirketle görüştük, sonrasında platform tasarımı ve yazılım süreçleri başladı. Bu süreçte şunu öğrendim ki mutlaka plan yapın ama bilin ki her plan sapar. Yazılım süreçlerinde yaşanan aksamalar bizim için en sancılı süreçti diyebilirim. Sonrasında ise planlanandan daha da hızlanarak ilerledik ama girişimin en başında ilk aksilik motivasyonu düşürebiliyor, bütün bu süreçlerin çok normal olduğunu uzun vadede anlamaya başlıyorsunuz. Aslında yaşanan tüm aksilikler ileride sizin güçlü kaslarınız olarak dönüyor.

İşinizi ne kadar sermaye ile kurdunuz? Sermayenizin kaynağı neydi?

Şirketimizi Vestel Ventures’den 150.000 $ yatırım alarak kurduk.

Dışarıdan destek aldınız mı? Dış destek size ne gibi yararlar sağladı?

Advisory boardumuzda çok değerli isimlerle hem OKR hem de proje yönetimi system dizaynında çalışıyoruz. Onun dışında deneyimli stratup CEOlarından sürekli tavsiyeler alıyorum ve 25 yıllık iş deneyimi olan Hintli bir mentorum var, onunla da şirke yönetimi, psikoloj yönetimi gibi alanlarda çalışıyoruz. Açıkçası herbirine ayrı ayrı teşekkür etmek isterim, onlarla hem öğrendik hem de hızlandık diyebilirim.

Girişimcilik hayatınızdaki en iyi ve en kötü anları nelerdi?

En iyi anımız ilk müşterimizi almamızdı, sonrasında İngiltere, Almanya, Hollanda, Amerika ve Katar’dan müşterilerimizi kazanmaya başlamamız bizim için tarif edilemez bir deneyim oldu. Şimdi ise bir komünite oluşturmanın heyecanını yaşıyoruz. Biz kullanıcılarımızı dinleyerek gelişen bir platformuz ve artık kullanıcılarımız da bir “ConectoHub product manager”ı gibi hayatımızda olmaya başladılar. Public bir roadmapimiz var ve dünyanın dört bir köşesinden kullanıcılarımızla birlikte çalışıyoruz.  En kötü anlar ise müşterilerden ve yatırımcılardan gelen ilk redler diyebilirim. Bunların yolculuğun bir parçası olduğunu anlıyorsunuz ancak biraz zaman alıyor.

Günde kaç saat çalışıyorsunuz? Bu çalışma süresi aylar içinde değişti mi?

Her sabah 5’te kalkıp mutlaka spor yapıyorum, bu rutinim hem enerji hem de motiasyon veriyor. Sanırım bunun dışında genel olarak çalışıyorum. Çalışma süresi işler büyüdükçe kesinlikle arttı ve sanırım giderek artacak. Eğer az kaynakla çok iş yapmak ve bir şeyleri değiştirmek istiyorsanız çok çalışmanız lazım. Başarının çok çalışma ve şansın kesişimi ile geldiğine inanıyorum, tabii öncelikle çok sıkı çalışmak gerekiyor.

İşinizi tekrar kurma fırsatı ile karşılaşsaydınız, neleri farklı yapardınız?

Biz uygulamamızın beta versiyonundan itibaren kullanıcılarımıza platformumuzu kullandırdık ve sürekli kullanıcılarımızı ve ihtiyaçlarını dinleyerek, ısı haritaları ile izleyip sürekli iyileştirmeler yaparak ürünümüzü geliştirdik. Ancak globale açılmak için daha iyi versiyonumuzu bekledik. Şimdi olsa çok daha erken global pazara giderdik. Girişimcilere mükemmeli beklemeden hareket etmelerini öneririm.

Sizi bir girişimci olarak en çok motive eden faktörler neler?

Kullanıcılarımızın problemlerini çözdüğümüzü, daha motive ve verimli çalışmalarını sağladığımızı görmek kadar beni motive eden bir şey yok diyebilirim.

Rol model olarak aldığınız girişimciler var mı varsa kimlerdir?

Aslında her girişimcinin bambaşka özelliklerini alıyorum diyebilirim. Birkaç örnek vermem gerekirse Apple kurucusu Steve Jobs’ın sade yaşamı, sade düşünme tarzı ve ürünün bu felsefeden çıkması ve odaklanması; Udemy ve CarbonHealth kurucusu Eren Bali’nin dağ köyünden başlayan yolculuğu, 14 yaşında ilk girişimini satan Canva kurucusu Melanie Perkins’in yine çok genç yaşta gelecekte tasarımın çok farklı olacağını fark ederek ortak çalışmaya dayalı, çevrimiçi ve kolay öğrenilebilir bir platform yaratma tutkusu ile Canva’yı yaratması gibi şuan burada sayamayacağım birçok girişimcinin özgün yönlerini her zaman örnek alrırım.

Sizce kimler girişimci olmalı, kimler ise girişimcilikten tamamen uzak durmalı?

Hem Kurumsal hayatı deneyimlemiş, garanti bir maaşla çalışmış hem de girişimciliği deneyimlemiş biri olarak çok başka dünyalar olduğunu söyleyebilirim. Eğer her şeyi – yaptıkları işi ve sonuçlarını, aldıkları maaşı net olarak bilmek istiyorlarsa girişimciliği önermem. Girişimci belirsizlikle dans etmesini bilmeli yoksa çok zorlanır. Aynı zamanda bir girişimde gerçekten birden fazla sorumluluk alanınız oluyor ve hafta içi-sonu ya da tatil demeden çok fazla çalışmanız gerekiyor, ki kazancınız başlangıçta Kurumsal hayatta kazandığınızdan çok daha az ve garanti değil. Para için yapılacak bir iş değil- ki dediğim gibi kazancınız başlangıçta tahmin ettiğinizden de düşük olacaktır. Eğer belirsizlikle mücadele edebiliyor, parayı ikinci planda görüp üretmekten heyecanlanıyorsanız girişimcilik size göre diyebilirim.

En son girişimcilikle Kurumsal hayatı şöyle tarif edebilirim. Kurumsal hayatta klimalı bir odada masanızda her daim su vardır, suyun tadı güzeldir ama ulaşılabilir olduğundan dünyanın en mükemmel tadı değildir. Ama girişimciyseniz addeta çöldesiniz ve en susuz kaldığınız bir anda karşınıza su gelir. Yani diyeceğim o ki yol kolay değil ama tatmini mükemmel, hayattan ne aradığınıza bağlı.

Yeni girişimcilere tavsiyeleriniz nelerdir?

Aslında yolun başında olan bir girişimciyim ancak bu sürede diyebilirim ki girişimcilik zor, sürekli öğrendiğiniz ama inanılmaz tatmin edici bir yol. Bir girişimcinin mutlaka geliştirmesi gereken kasları nedir dersek? “Resilience”, reddedilme ile barışma, küçük adımların uzun vadede büyük getirilerini görerek sabırla her gün  her şeye rağmen sıkı çalışmak. Bütün bunlar başarıyı er ya da geç getiriyor. Dünyada çok başarılı girişimciler var her birinin büyük ya da küçük başarısızlıkları var, onları dinlemek bu yolda yalnız olmadığınızı; başarılı olmak için izlenmesi gereken ortak yolları gösteriyor. Mutlaka girişimcileri dinleyin, girişimciler ile tanışın, mümkünse deneyimli girişimcilerden mentorluk alın derim. Son olarak evet zor ama az kaynakla ne kadar iş başardığınızı gördüğünüzde yaşadığınız mutluluğun ve verdiği gücün tarifi yok! Ne olursa olsun yolculuktan keyif almaya bakın derim.

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here