MicroGlobe Kurucusu Burhan Şebin’le Girişimcilik Üzerine

Influencer pazarlama platformu MicroGlobe kurucusu Burhan Şebin’le girişimcilik üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

İşinizi kurmadan önce neler yapıyordunuz, kendi işinizi kurma fikri nasıl ortaya çıktı?

Girişimcilik fikri üniversite yıllarımdan beri sürekli aklımda olan ve beni çok heyecanlandıran bir fikirdi. O zamanlarda denemelere başlamıştım. ODTÜ’den mezun olduktan sonra kurumsal hayatı da tecrübe edebilmek adına çok iyi bir pazarlama okulu olan Procter and Gamble’da pazarlama müdürü olarak çalışmaya başladım. Kısa zamanda hem o zamanki takımımdan hem de aldığım büyük sorumluluklardan çok şey öğrendim. Ancak hep aklımda olan girişimci olma fikrini daha fazla ertelememek adına istifa edip yeni hayaller pesinde koşmak için New York’a yerleştim. Burada Latin Amerika’dan ve Türkiye’den Amerika pazarına açılmak isteyen markalara e-ticaret ve pazarlama alanlarında danışmanlık yapmaya başladım. Yalnız piyasaya yeni bir ürün sunarken gördüm ki bu markalar en çok bu ürünü deneyecek, yorum yapacak, etrafına anlatacak insanlar bulma konusunda zorlanıyorlar.

Markanın mesajını pazarın yerel diline ve kültürüne uygun bir şekilde müşterilere anlatacak insanlar gerekiyordu. İşte burada influencer pazarlaması bu soruna harika bir çözüm sunuyor. Influencer’lar kendi kitlelerini, o kitlenin nelerden hoşlandığını ve kullandığı dili çok iyi biliyorlar. Influencer’ların takipçileri onlara geleneksel ünlülere güvendiklerinden daha çok güveniyor ve bu influencer’ların önerileri takipçilerinin günlük yaşantılarına, satın alma eylemlerine yön veriyor. İste MicroGlobe fikri bunlar ışığında doğmuş oldu. MicroGlobe markaların ve influencerlarin gerçek zamanlı analizler kullanarak katma değeri yüksek ve veri odaklı işbirlikleri oluşturmasına yârdim eden bir influencer pazarlama platformu. Lokasyon, dil, etkileşim oranı, takipçi metrikleri gibi bir çok veriyi görebildiğiniz influencer keşfinden, sözleşme, içerik onayı, paylaşım sonrası analizlerine ve ödemeye kadar tüm süreçleri içinde barındıran bir platform MicroGlobe, bunun dışında markalara pazar araştırması, içerik pazarlama, SEO, sosyal medya yönetimi konularında da profesyonel destek veriyoruz. Şu anda özellikle Amerika pazarına açılmayı hedefleyen ya da bu pazarda büyümek isteyen markalar ile buradaki binlerce influenceri bir araya getiriyoruz.

İşinizi kurarken kendinize ortaklar buldunuz mu? Bu ortaklar işinize nasıl bir katkıda bulundu?

MicroGlobe’u kurarken başka bir ortağım yoktu. Ancak fikrine ve görüşüne güvendiğim çok değerli insanların desteğini ilk günden beri yanımda hissettim. Daha sonra aynı zamanda Harvard MBA mezunu olan abim Ayhan Şebin ile ortak olduk ve kendisi ile stratejik konularda hep bir fikir alışverişim oldu, onun da katkısı büyüktür ve çok değerlidir. Daha sonra ODTÜ’den arkadaşlarımla harika bir takım kurduk. Sonra bu takım yeni gelen çok değerli arkadaşlarla daha da büyüdü. İlk günden beri hep beraber çok büyük emekler veriyoruz, sürekli kendimizi daha çok geliştirmeye çalışıyoruz. Müşterilerimiz ve yine takımımızın  önemli bir parçası influencer’larımız için her gün daha iyisini nasıl yaparız diye çalışıyoruz.

İşinizi kurarken bir iş planınız var mıydı? Bu planınıza uygun davrandınız mı?

Evet ilk günden beri bir is planımız var ve bu plana uygun hareket etmeye çalışıyoruz. Her çeyrekte, her ayda neler yapacağımız büyük oranda bu planda var. Tabi yolculukta başımıza gelenlere ve pazara göre, öğrendiklerimizle de bu planı sürekli güncel tutmaya çalışıyoruz. Çünkü girişimcilikte başarı aslında biraz da bu yolda karşılaştığınız olaylara nasıl reaksiyon verdiğiniz ile çok yakından alakalı

Girişiminizin ilk dönemleri nasıl geçti? Ne gibi sıkıntılar çektiniz.

İlk dönemler hedef kitlemizin ve pazarın ihtiyaçlarını, bizim bu ihtiyaçlara nasıl çözümler getirmemiz gerektiğini ve bu çözümlerin nasıl yankılar oluşturduğunu araştırmakta ve geliştirmekle geçti. Bir platform geliştirdiğimiz için, onlarca dashboard’u her ayrıntısı ile inceleyip hangi özelliklerin bizim için uygun olduğu, kullanıcı deneyiminin nasıl olması gerektiği gibi konularda ince eleyip sık dokuduk. Daha sonra platformun kullanıcıları olan influencer’lara ulaşmak ve onlar için yarattığımız değeri anlatmak gerekiyordu. Bu konuda ilk başlarda bir takım sıkıntılar yaşasak da hem referral sistemimizle hem de iyi bir pazarlama çalışmasıyla influencer’ların gönlünü kazandık diyebilirim.

İşinizi ne kadar sermaye ile kurdunuz? Sermayenizin kaynağı neydi?

MicroGlobe’u tamamen kendi maddi kaynaklarımızla kurduk. Hatta ilk tasarımını ve kodlarını bizzat ben tasarlayıp yazdım. Tam bir miktar veremesem de çok az bir sermaye ile başladığımızı söyleyebilirim ancak arkasında büyük bir emek yatıyor.

Dışarıdan destek aldınız mı? Dış destek size ne gibi yararlar sağladı?

MicroGlobe için ilk bir ayında hedeflediğimiz sayılara “launch” ettiğimiz gün ulaştık. Bu durum her ne kadar beni çok mutlu etse de biraz hazırlıksız yakalanmış olduk ve hemen ekibi büyütmemiz ve bu talebe göre hareket etmemiz gerekti. Böyle olunca özellikle yazılım ekibinde dışarıdan destek aldık ve bu destek bizim bir an önce ortadaki talebe cevap vermemize çok yardımcı oldu. Bunun dışında yılardır Amerika’da çalışan ve influencer pazarlama konusunda uzman danışmanlarımız var, onlarla da düzenli ve sürekli olarak fikir alışverişimiz oluyor ve rotamızı güncel tutmamıza çok büyük katkı sağlıyorlar.

Girişimcilik hayatınızdaki en iyi ve en kötü anları nelerdi?

Henüz yolun başında bir girişimci olarak, daha bir çok an ve olayla karşılaşacağız büyük ihtimal. Kotu anlardan biri olarak şunu anlatabilirim, takım bence bir girişim için en önemli unsurlardan biri ve bu konuda kendimi çok şanslı hissediyorum. Ancak bir takım arkadaşımız ailevi nedenlerden dolayı ayrılmak zorunda kaldığında o gün gerçekten çok üzülmüştüm. Bir çok iyi anımız da var, ilk influencer platforma kaydolduğunda, ilk markamızla çalıştığımız, ilk kampanyayı bitirdiğimizde çok mutlu olmuştuk tabi, ama en iyi anlardan biri bizimle çalışan bir markanın MicroGlobe’u başka bir markaya önermesi sanırım. O zaman doğru yolda olduğumuzu ve güzel bir geleceğin bizleri beklediğinden emin oldum.

Günde kaç saat çalışıyorsunuz? Bu çalışma süresi aylar içinde değişti mi?

MicroGlobe ekibi aslında üzerinde güneş batmayan bir ekip J Türkiye’de, Amerika’da, Hindistan’da ve Fransa’da olan takım arkadaşlarımız var. Bu saat farkından dolayı ve işin tabiatı gereği uykusuz gün ve geceler yaşıyoruz. Bazı zamanlarda 18-20 saati görüyorum. Çalıştığımız marka ve kampanya sayısı her gecen gün arttığı için bu sure aylar içinde ekibi büyütmemize rağmen çok fazla değişmedi. Ancak bu durumdan şikâyetçi olmak kendi adıma söz konusu değil, büyük hayallerimiz var ve bunun için çalıştığımız için, yaptığımız işi çok sevdiğimiz için olsa gerek.

İşinizi tekrar kurma fırsatı ile karşılaşsaydınız, neleri farklı yapardınız?

Aslında çoğunlukla doğru adımlar attığımıza inanıyorum. Ancak en başından tekrar başlama fırsatımız olsa bazı şeyler için daha hızlı adımlar atabilirdik. Tasarımımızın çok iyi olması ve kullanıcı deneyimi için çok çalıştık ve hala geliştirmeye devam ediyoruz. Bu da çok zaman alan bir iş, en başa dönsek belki bunlardan biraz taviz verip platformu daha önce “launch” edebilirdik.

Sizi bir girişimci olarak en çok motive eden faktörler neler?

Beni en çok motive eden şeyler aslında problemler ve bu problemlere bir çözüm getirmek. Daha sonra bu problemleri yasayan insanların/ kurumların bu getirdiğimiz çözümü kullanması ve onlara faydalı olması. Etrafımda gördüğüm, izlediğim, okuduğum problemleri sürekli not alıp, nasıl bir çözüm getirebiliriz diye düşünmek beni çok motive ediyor. Bugün MicroGlobe ile bir problem çözüyoruz, yarın getirdiğimiz yeni çözümlerle başka problemler çözeceğiz ve bu çözümler eğer topluma ve dünyaya bir katkı sunmaya devam ederse benim için bundan daha güzel bir motivasyon yok.

Rol model olarak aldığınız girişimciler var mı varsa kimlerdir?

Aslında rol model olarak aldığım Türkiye’de ve dünyada bir çok girişimci var. Çeşitli sosyal medya platformlarında tecrübelerini paylasan girişimciler var ve hatta bu kaynakların ücretsiz bir şekilde ulaşabilir olması bizim gibi genç girişimciler için çok büyük bir lütuf. Hepsi aynı zamanda yarattıkları etkiyle de birer influencer’dır. Örneğin, her gün düzenli yazılar yazan Aykut Karaalioğlu, YouTube’da girişimcilik ve yatırım ile alakalı harika içerikler paylasan Garry Tan, birçok başarılı girişim kuran Hakan Baş. Ancak rol model olarak aldığım en büyük girişimci Mustafa Kemal Atatürk’tür. En büyük girişim ise Cumhuriyettir.

Sizce kimler girişimci olmalı, kimler ise girişimcilikten tamamen uzak durmalı?

Ölçeklendirebilir hayalleri olan ve bu hayalleri gerçekleştirmek için riskleri ölçerek çalışmaya zamanı ve enerjisi olan herkes girişimci olmalı aslında. Bunu söylemek bana düşer mi bilmiyorum ama daha çok para kazanayım ya da daha az çalışayım, kolay yoldan daha rahat bir hayat yaşayayım diye düşünen kişilere önermiyorum, çünkü gerçekte olan bununla çok yakın bir yerde değil.

Yeni girişimcilere tavsiyeleriniz nelerdir?

Henüz yolun daha başında olan bir girişimci olarak benim gibi arkadaşlarıma önerim aksiyon almaları. Dünyanın her yerinde çok yetenekli ve harika fikirleri olan insanlarımız var. Potansiyelimiz çok yüksek ve bu potansiyel enerjiyi kinetik enerjiye çevirmemiz gerekiyor. Bunu yapabilmek için de aksiyon almak gerekiyor. ODTÜ’nün ben öğrenciyken mottosu bizler dünyayı değiştirebiliriz idi, evet bunu yapabiliriz ama düşünce gücümüz ile değil aldığımız aksiyonlarla yapabiliriz.

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here