Start-up Yatırımcısı Hislerle Değil Veri, Gözlem ve Teknik Bilgiyle Hareket Etmelidir

Kıvılcım Çaylı

Pareto Ventures şirketinde Yönetici Ortağı görevini yürüten ve Start Up Yatırımcısının El Kitabı eserinin yazarı, Kıvılcım Çaylı ile start up yatırımcılığını ve girişimcilik ekosistemi üzerine konuştuk. Çaylı, Türkiye’de start-uplara yapılan yatırımları değerlendirerek yatırımcılara önemli tavsiyelerde bulundu.

Start-up yatırımcılarına yönelik kaleme aldığınız ‘Start Up Yatırımcısının El Kitabı’ eserini yazma fikri nasıl ortaya çıktı?

Aslında zaman içinde bununla ilgili birden çok motivasyonum oluşmuştu. Öncelikle yatırım yapmayı öğrenirken gözlemlediğim bazı yatırımcıların kritik detayları atlayabildiğini ve teknik değil duygusal yatırım kararları alabildiklerini gördüm. Ayrıca bana yazılı kaynak soranlara derli toplu tek bir kaynak gösteremediğimi, önerebileceğim yazılı kaynakların dağınık ve ağırlıklı olarak İngilizce olduğunu, yatırımcı olarak deneyimle edindiğimiz pratik tecrübenin ise çoğu yatırımcı tarafından yazılı hale getirilmediğini fark ettim. Bu kişi ağına erişimi olmayan bir yatırımcı adayının buradaki spesifik bilgi hazinesine erişim şansı yoktu. Öte yandan artan ilgi ve alternatif yatırım araçlarının düşük reel getirileri nedeniyle birçok arkadaşım teknoloji yatırımcılığını öğrenmek ve yapmak istiyordu, bu nedenle zamanımın önemli bir kısmını onlara temel bilgileri aktarmaya çalışarak geçirmeye başlamıştım. Bu konudaki ihtiyacı görünce, girişim ekosistemi için daha da fazla değer üretme isteğim devreye girdi.

Girişimcilere yönelik birçok Türkçe kaynak varken, yatırımcılara yönelik neredeyse hiç yoktu. Bütün bunları göz önünde bulundurarak kitap yazmaya karar verdim ve bilgisayarımın başına oturdum. Aldığım tepkilere bakılırsa iyi de yapmışım.

Sadece girişimcilerin değil tüm paydaşların konuyla ilgili ilgi ve bilgi düzeyini arttırmamız gerek

Türkiye’de start-uplara yapılan yatırımı yeterli görüyor musunuz? Sizce bu yatırımları artırmak için neler yapılabilir?

Türkiye’de start-uplara yapılan yatırımı yeterli görmüyorum. Bu kategoride yapılan toplam yatırımın Gayri Safi Milli Hasıla’ya oranına baktığımızda, birçok ülkeye göre daha az olduğunu görüyoruz. Başka bir deyişle, ekonomimizin sayısal büyüklüğüyle oranlandığında bugüne kadar daha çok start-up yatırımı yapmış olmalıydık.

Start-up yatırımları konusundaki farkındalık ve ortak bilgi havuzu görece yeni oluşuyor. Bu nedenle girişimciler de yatırımcılar da, mevzuat hazırlayanlar da, aracı kuruluşlar da, teknokentler de, yani ekosistemin tüm parçaları olarak öğrenme evresindeyiz. Girişimci eğitimlerine odaklanmak ilk akla gelen yöntem olduğundan oldukça yaygınlaştı ama tek başına ekosistemi geliştirmeye yetmiyor. Sadece girişimcilerin değil tüm paydaşların konuyla ilgili ilgi ve bilgi düzeyini arttırmamız lazım. Bu amaçla halihazırda bazı kurumlarla yatırımcılara yönelik ortak eğitimler düzenlemek için görüşüyorum.

Bir başka önemli konu da ekosistemin yakıtı, yani finansman. Sadece eğitimler, yarışmalar düzenlemek, hızlandırma programları açmak yeterli ivmeyi sağlamıyor. Şirketler ve bireyler çok daha fazla nakdi yatırım yapmalı.

Son yıllardaki bilinen ve bilinmeyen exitler ile unicorn düzeyindeki değerlemeler ekosisteme yüksek motivasyon sağladı. Bu başarılı işlerden kazanan girişimciler ve yatırımcılar da mutlaka bir kısmıyla teknoloji yatırımı yapmalılar. Şu anda birçoğunun böyle yaptığını görmek beni mutlu ediyor açıkçası.

Son olarak, Kamunun da daha iyi yapabileceği bazı şeyler olduğunu düşünüyorum. Son yıllarda özellikle TÜBİTAK aracılığıyla girişimcilere önemli miktarda tohum aşaması finansmanı, eğitim ve mentorluk hizmeti sağlandı. Mevzuat tarafında da çok teknik ve ileri seviye detayları içermese de temel ve yeterli hukuki altyapının sağlandığını söyleyebiliriz. Bunlar iyi yapılan işler. Öte yandan aşırı regülasyon dürtüsünün bastırılması, regülasyon gerekiyorsa ya tüm paydaşlardan ya da -en azından- uzmanlardan katkı alınması taraftarıyım. Sonucu iyi hesaplanmamış regülasyonlar teknoloji yatırımlarına yönelik yeni yeni oluşmaya başlayan iştahı ve ekosistemin ivmesini baskılayabilir.

Start-up yatırımcısı hislerle değil veri, gözlem ve teknik bilgiyle hareket etmelidir

Bir start-up yatırımcısı, yatırım yapmak istediği sektörü belirledikten sonra nelere dikkat etmelidir?

Bu aslında çok kapsamlı bir konu, bu nedenle kitabımda geniş yer ayırdım. Birkaç kelimeyle özetlemek gerekirse şirketin bulunduğu ülke/şehir önemli. Çünkü hukuki altyapıyı, vergi sistemini, insan kaynaklarını, ekosistemdeki diğer unsurları etkiliyor.

Bir diğeri yatırım yapılacak şirket evresini belirlemek. Bir şirketin her evrede gelişim seviyesi, finansman ihtiyacı, Pazar riski ve ürettiği değer değişken. Haliyle yatırımcıya olası getirisi ve bu getirinin gerçekleşme olasılığı da birbirinden farklı.

Tabii ki en önemlisi şirketin kendisi. Büyüme potansiyeli yüksek ve iyi yönetilen bir işe yatırım yapmaya çalışmak lazım. Şirketin kurucu/yönetici ekibi, iş ve gelir modelleri iyi olmalı. Makul ve gerçekleştirilebilir bir exit stratejisi olmalı ki yatırımcı getiriyi realize edebilsin.

Genel tavsiyelerim ise kesinlikle çok iyi bir öğrenci ve araştırmacı olmak; hislerle değil veri, gözlem ve teknik bilgiyle hareket etmek; riski portföye dağıtmak ve ilk yatırımları mümkün olduğunca daha deneyimli yatırımcılarla birlikte yapmak.

Kıvılcım Çaylı

Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin nitelik ve nicelik olarak çok büyüyeceğini düşünüyorum

Türkiye’de halihazırda gelişmekte olan girişimcilik ekosistemini ve girişimci profilini değerlendirir misiniz?

Daha önce de çeşitli boyutlarına değindiğim gibi, ekosistem taşıdığı potansiyelin altında sonuç üretiyor. Aslında ben bir yatırımcı olarak bunda fırsat görüyorum. Henüz yeterince iyi işleyemediğimiz bir ekosistem bu. Tüm paydaşların bilgi seviyesi arttıkça sonuç kalitesi de bağlantılı olarak artacaktır. Önümüzdeki yıllarda daha çok sayıda ve tutarda yatırım yapılacağını, daha iyi şirketler ve daha yüksek tutarlı exitler göreceğimizi düşünüyorum. Ekosistemin nitelik ve nicelik olarak çok büyüyeceği kanısındayım.

Girişimci profili de kademeli olarak gelişiyor. Ancak hala global düzeyde veya ulusal düzeyde büyük şirketleri yönetebilecek kapasitede girişimci sayımız az.

Bir başka önemli konu da şu: Girişimcilerimizin düşünce tarzında bazı radikal değişiklikler gerekiyor bence. Yarışma kazanmak, yatırım almak, yüksek değerlemeler, karlı exitler gibi konulara fazla odaklandıklarını ve öncelik haline getirdiklerini görüyorum. Tabii ki bunlara stratejik planlamada yer verilir ama bunlar neden değil sonuçtur. Öncelikle sürdürülebilir bir iş yaratmaya, müşterilerine, çalışanlarına ve topluma yüksek değer üretmeye odaklanmalılar. Bunun sonucunda diğerleri gelecektir. Exit yapınca tekne almayı düşlüyor olabilirler, bunda bir sakınca da yok, ama önce o exiti yaptıracak işi kurmaya yoğunlaşmalılar.

Start-up yatırımcıları, risk yönetimini iyi yapmalıdır

Genç girişimcilere ve start-up yatırımcılarına ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Kitabımda da yer verdiğim bir araştırma, 40 yaş üstü girişimcilerin en yüksek iş başarısı ortalamasını yakaladıklarını ortaya koyuyor. Çünkü iş dünyasında gerekli olan yetkinliklere, ilişki ağına ve tecrübeye ancak bu yaşlarda erişilebildiği sonucuna varılmış. Bir start-up kurmak ve başarılı hale getirmek sanıldığından çok daha zor ve çok fazla çaba istiyor.

O kadar beklemek istemeyen bir girişimci en azından şirket kurmayı hedeflediği sektörde bir şirkette ve bir start-upta bir süre çalışmalı. Böylece hem kişiliğinin ve beklentilerinin yapmak istediğiyle uyumlu olup olmadığını anlar, hem de üzerine sürdürülebilir bir iş kurabileceği bir müşteri ihtiyacını belirleme olasılığını çok arttırmış olur.

Müşteri ihtiyacı özellikle önemli. Önce ürünü yapıp sonra satmaya çalışmak çok yorucudur ve kaynaklarınızı en hızlı tüketecek yoldur. Bu nedenle en başta müşterilerin çözümü için para ödemek isteyeceği bir ihtiyacı bulmak, sonra o ihtiyacı rakiplerden daha iyi, daha hızlı veya daha ucuza karşılayacak bir çözüm yaratmak, bu çözümün müşterilere ulaştırılacağı ürünün/hizmetin üretimini bu aşamaların sonrasına bırakmak gerekir.

Start-up yatırımcılarına tavsiyem, risk yönetimini iyi yapmalarıdır. Getiri potansiyelinin yüksek olduğu bu yatırım aracının riski de yüksektir. Öte yandan risk olmadan da kazanç olmaz. Riski sıfırlarsanız, kazanç ihtimalini de sıfırlamış olursunuz. Hesaplanmış ve yapınıza uygun düzeyde risk almak ama riski de iyi yönetmek gerekiyor. Bu amaçla bütçelerini az sayıda değil birçok şirkete dağıtarak riski portföyleri boyunca dağıtmalarını, tecrübe kazanana kadar başka yatırımcılarla birlikte hareket etmelerini, hukuki, finansal ve teknik konularda profesyonel destek almaktan kaçınmamalarını öneririm.

Kendi yatırımlarınız nasıl gidiyor?

İyi gidiyor diyebilirim. Start-up yatırımlarında yatırım alan şirketlerin çoğu kapanır, çok azı yatırımcılarını mutlu edecek kadar başarılı olur. Benim kendi portföyümdeki şirketlerin ise hemen hepsi hala faal, bazılarının değerlemesi de çok iyi gidiyor. Geçtiğimiz ay yurtdışı yatırımlarımın birinden sadece 30 ayda çok iyi bir çarpanla exit ettim.

Önümüzdeki dönemde ne yapacaksınız? Ekosistemde yapmayı planladığınız neler var?

Yeni bir kitap yazmak niyetim şimdilik yok. Start-up mentorluğu ve yönetim danışmanlığı faaliyetlerim de yoğun şekilde devam ediyor. Farklı olarak yatırımcılık işini profesyonel bir boyuta ve platforma taşımayı planlıyorum. Şu anda başka tecrübeli yatırımcılarla birlikte bir yatırım şirketi kurmaktayız. Yatırımlarımızı kişisel olarak değil şirket olarak ve çok daha profesyonel bir biçimde yapacağız. Önümüzdeki dönemde buna odaklanacağım.

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here