Terzi Usulü Eğitim Sistemi: Kişiselleştirme

Bu yazımın konusu kişiselleştirme kavramını üzerine olacak. Özellikle, eğitim dünyasında kişiselleştirilmiş süreçlerin nasıl kurgulanacağı yazının ana konusu olacak. Peki nedir kişiselleştirme? Kişiselleştirme, bir ürün veya hizmetin müşterinin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesi olarak tanımlayabiliriz.

Kişiselleştirilmiş öğrenmeye doğru atılacak her adım eğitim sektöründe olmazsa olmazdır. Hatta eğitim sektörü bunun çok küçük bir bacağı bile diyebilirim. Büyük markaların kişiselleştirme üzerine yürüttüğü birçok çalışma bulunuyor. En ünlülerinden biri olan Nike firmasının kişiselleştirme sürecine bir bakalım. Nike firmasının web sitesine girdiğimizde karşıma çok fazla model çıkacak. Aslında kişiselleştirme sürecinde en önemli seçim model seçme kısmı olacak çünkü renkleri istediğimiz gibi değiştirebileceğiz. Sürece bir göz atalım;

İlk aşamada model seçimini yapmamız gerekiyor. Ardından Kişiselleştir butonuna basarak renk seçimlerimizi yapabiliriz.

Sağda yer alan seçenekleri tıklayarak ilgili bölümün rengini değiştirebiliyoruz.

Sonuç olarak karşıma aynı modelin farklı renk kombinasyonlarından oluşan bir ayakkabı ortaya çıkıyor. Rengi de istediğim gibi olduğuna göre satın alma işlemine geçebilirim.

Büyük markalar için bu gibi örnekleri çeşitlendirmek mümkün. Peki bu süreci eğitim dünyasına nasıl entegre edebiliriz?

Bu süreç kişiye özel olarak gidecek bilgilendirme mailinden eğitim yöntemine kadar olan her adımı barındırabilir. Kapsamı belirlemek tamamen size kalmış. Sürece başlamadan önce yapmamız gereken çok önemli bir hamle var. Süreci tetikleyen ve sürdürülebilir kılan bir hamle. Bu hamle kişilerin verilerini toplamaktır. Veri toplama işini anketler ile yapabiliriz. Bu sebeple anketlerde yer alacak soruları özenle seçmeliyiz. Verileri toplarken KVKK kurallarına elbette dikkat ediyoruz. Veri olarak; ad, soyad, yaş, öğrenme stili, sevdiği renk, sevdiği kitap veya film, tuttuğu takım, en sevdiği film…

Çalışanlardan topladığımız verilerde “en sevdiğin film” sorusunun üzerinde kurgumuzu yapalım. Bu soruyu açık uçlu yerine seçenekli oluşturmamız şu aşamada bizim için daha yönetilebilir. 10 adet seçenekten oluşan bir soru.. Alınan cevaplara göre ve şirketin büyüklüğüne göre cevaplarda gruplama yapmak çok önemli. Sonraki aşamada 10 adet seçenek için 10 adet şablon hazırlayalım. Son olarak eğitim duyurusunu grupladığımız kitleye gönderebiliriz. Düşünsenize öğrenene en sevdiğin filmlerden biri olan Matrix’ten bir alıntı ile eğitim maili attığımızı.. “Sevgili Uğur, başlangıcı olan her şeyin bir de sonu vardır.” Bu eğitimin de sonu var ve oldukça hızlı bir şekilde ulaşman için eğitime 10 dakika ayırman yeterli! Hoş bir mail olmaz mıydı? Daha da önemlisi.. Motivasyon kaynağı olmaz mıydı?

Farklı bir örnek üzerinden, kurumumda yapılan bir uygulamayı örnek vererek anlatayım. Çalışanlara gelen bir anket ile başlıyor. Ankette, evcil hayvan sahipliği ile ilgili bir soru bulunuyor. Detayında ise ne tür bir evcil hayvana sahip olduğumuz soruluyordu. Yani ilk aşama olarak yine veri toplamak adımı karşımıza çıkıyor. Fakat anketteki tek soru bu değildi. Veri olarak kullanılabilecek çokça soru vardı bu ankette. Aradan birkaç ay geçti. Bir gün evcil hayvan sahibi olan tüm arkadaşlarıma kurum tarafından mama gönderildi. Bu mamalar gece saatinde masalarına koyulmuş olarak hazır bir şekilde bekliyordu. Arkadaşlarımın yüzündeki bu mutluluk ifadesi çok şey anlatıyordu. Kesinlikle çok şık hareket..

Toplanan verinin çeşitliliğine göre örnekler çoğaltılabilir. Biz şimdi asıl konuya giriş yapalım. Yani öğrenme stillerine göre kişiselleştirme. Almamız gereken aksiyonlardan ilki kurum çalışanlarının öğrenme stillerini öğrenmek olmalı. Diğer örneklerde olduğu gibi ilk adım veri toplama olmalı. Tüm kuruma yapacağımız öğrenme stilleri envanteri anketi gerekli veriyi toplayabiliriz. Kurum çalışanları çoğunlukla hangi stilde öğreniyor (görsel, işitsel, kinestetik) sorusunun cevabı bundan sonraki adımlar için çok önemli. Anket bize şunu söyleyecek: Kurumda her türden öğrenen kitle var ama çoğunluk “görsel” olarak öğreniyor. Elde ettiğimiz bu veri bizi bir sonraki adıma götürüyor.

Öğrenme stillerini envanteri sonucunda elde edeceğimiz bu kıymetli bilginin işlenmesi için gerekli adımları atmazsak, yer altından bulunan değerli madenden farkı kalmaz. Çıkarıp işlemek ve katma değer yaratmak işin can alıcı kısmı.

Peki nasıl katma değer yaratacağız?

İzninizle önce biraz uçmak istiyorum. Hayalimdeki yapıda, eğitim içeriğini yapay zekaya veriyorum. Yapay zeka ise 3 öğrenme stiline uygun (görsel, işitsel, kinestetik) eğitim oluşturuyor. Ardından öğrenene, öğrenme stiline uygun olarak oluşturduğu eğitimi sunuyor. Kurumun ağına bağlandığım anda yapay zeka kişisel verilerime erişecek. En önemli veri olan öğrenme stilini daha önce yaptığım anket ile çalışandan öğrenmiştim. Eğitim üretim kısmında da sisteme sadece bir word dokümanı yüklüyorum. Bu dokümanı işleyen yapay zeka aynı içerikten oluşan 3 farklı yöntem ile hazırladığı eğitim çıktısını veriyor. Kinestetik öğrenenler için oyunlaştırma ve bol interaktif içerin bir eğitim, işitsel öğrenenler için ses dosyası, görsel öğrenenler için ise video çıktısı veriyor. Öğrenen eğitimi almak için sisteme girdiğinde ise karşısına bir öneri sayfası çıkıyor. Görsel öğrenen kişiye video çıktısını öneren sistem alternatifleri de sunuyor. Şimdi sıra uçtuğumuz yerden aşağıya inmeye ve yere basmaya geldi. İlk olarak hayalimdeki yapay zekayı bu kurgudan çıkarmak zorunda olduğumu üzülerek ifade ediyorum. Evet yapay zeka yok fakat yerini alacak kalifiye iş gücümüz mevcut. Bu kurguda aynı içeriği farklı öğrenme stillerine uygun olarak üretme işi kalifiye iş gücümüze kalıyor. Yapay zekanın yapacağı uygun içeriği önerme işini ise öğrenenin kendisine bırakmak durumundayız. Yani öğrenen, kendi seçimini kendisi yapmak durumda. Kurguya gelecek olursak; Öğrenen, kendisi için kişiselleştirilmiş eğitim duyurusuna tıkladığında karşısına bir “landing page” gelebilir. Büyük puntolar ile “Nasıl Öğrenmek İstiyorsun?” sorusu sayfasının tam ortasında olduğunu hayal edelim. Sonra aşağıda seçenekler belirdiğini düşünelim. “Dinleyerek öğrenmek istiyorum” , “İzleyerek öğrenmek istiyorum” , “Yaparak öğrenmek istiyorum”. Öğrenen istediği yolu tercih ederek eğitimi tamamlayabilir. Burada aynı içeriği farklı stillerden de tamamlamasına yönelik bir yönlendirme yapabiliriz. Çünkü ne kadar çok duyuya hitap edersek öğrenmeyi o denli kalıcı hale getirebiliriz.

Bir paragrafta yazdım ama kolay bir süreç olmadığının farkındayım. Aynı içeriği 3 farklı öğrenme stiline uygun hale getirmek daha doğrusu tasarlamak ve uygulamak oldukça meşakkatli bir iş. Öte yandan ışık hızında ilerleyen teknoloji umudumu kaybetmememe yardımcı oluyor. Hayal edebiliyorsak başarabiliriz de.. Sadece yeteri kadar zaman lazım..

Uğur Aydın’ın blog yazısına detaylı şekilde Medium üzerinden ulaşabilirsiniz.

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here