Yeni Tip Koronavirüs’ün Yayılım Geçmişi

Kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına almayı başaran yeni tip koronavirüs hakkında, ne yazık ki henüz çok şey bilinmiyor. Eldeki verileri en iyi şekilde kullanarak hastalığa bir çözüm bulabilmeyi hedefleyen dünya ülkeleri, virüse karşı tek yumruk olmuş durumda. Sosyal, siyasi ve ekonomi başta olmak üzere birçok alanda ciddi hasarlar oluşturan virüsün nasıl ortaya çıktığı ve günümüzdeki etkinliği ise şüphesiz tüm dünyanın gündemi. Elimizdeki verilerin ışığında, dünden bugüne koronavirüsün dünyaya yayılım öyküsünü detaylandırmaya çalışacağız.

Çin’de Ortaya Çıktı

Yeni tip koronavirüs, 2019 yılının son günlerinde Çin’in Vuhan şehrinde ortaya çıktı. Virüs öncelikle enfekte olan kişilerden sağlık çalışanlarına, ardından ülkenin birçok bölgesine hızlıca yayılmayı başardı. Bölgede bulunan bir hayvan pazarı kaynaklı olduğu düşünülen koronavirüs, kolay bulaşıcılığıyla Çin’de hayatı durma noktasına kadar getirdi. Ardından kısa sürede yapılan çalışmalar sayesinde söz konusu virüsün, 2003 yılında Çin’de ortaya çıkan “SARSCoV” virüsüyle yüzde 85 oranında benzerlik gösterdiği tespit edildi. Yani yeni tip koronavirüs, “SARS-CoV” ve “MERS-CoV” ile aynı aileden geliyordu. Öldürme oranı onlar kadar yüksek değildi, ancak korkutan kısmı daha hızlı bulaşmasıydı. Enfekte olan kişinin hapşırmasının veya öksürmesinin ardından damlacıklar yoluyla kolayca bulaştığı anlaşılan virüs, bu denli yayılacağının sinyallerini o günlerde vermişti.

Kısa Sürede Diğer Ülkelere Yayıldı

Hızla gelişen günümüz teknolojisi sayesinde sınırlar ortadan kalktı ve zaman kavramı tartışılır olmaya başladı. Dünyanın bir ucundan diğer ucuna kolayca gönderilen ürünleri ve ülkeler arasındaki insan trafiğini de hesaba katınca; ekonomik düzende güçlü bir aktör olan Çin’deki en ufak gelişmenin, dünyayı ciddi manada etkileyebileceği su götürmez bir gerçekti. Öyle de oldu… Virüs; önce Çin’in diğer bölgelerinde, ardından birçok dünya ülkesinde görülmeye başladı. İlk olarak bölge ülkeleri Nepal, Tayland, Singapur, Vietnam, Malezya, Güney Kore, Avustralya ve Japonya sonrasında ABD, Fransa ve Kanada başta olmak üzere dünyanın dört bir yanı… Ufak rakamlarla dahi olsa hemen her bölgede görülmeye başlayan virüs, o dönem korkutan boyuta gelmeye ve ciddiye alınmaya başlandı. Ortaya çıktığı ilk günler sıradan bir haber gibi okunup zihnin alt basamaklarına atılan koronavirüs gelişmeleri, artık halkların sağlığı için ülkeleri bir dizi önlemler almaya mecbur bırakıyordu. Art arda gelen uçuş yasakları, sınır kapılarının kapatılması ve şüpheli insanlara karantina uygulamaları bunlardan sadece bazılarıydı.

Çin Kontrol Altına Aldı

Hastalığın ortaya çıktığı ülke olan Çin, verdiği binlerce can kaybının ardından mart ayının başlarında salgını kısmen de olsa kontrol altına almayı başardı. Ülkenin sıkı tedbirleri ve katı kuralları sayesinde vakalarda ciddi bir azalma meydana geldi. Ancak buna karşılık Avrupa ülkelerindeki koronavirüs vakaları azalmıyor, günden güne endişeleri artıran bir boyuta doğru ilerliyordu. Bu dönem dünya ticareti ise tabiri caizse kan kaybediyor, son yılların en büyük sorunuyla yüzleşiyordu.

“Pandemi” İlan Edildi

Yeni tip koronavirüsün yayılım derecesini gören Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 11 Mart 2020 itibarıyla virüsü “pandemi” ilan etti ve aynı gün Türkiye’de de ilk koronavirüs vakasının tespit edildiği resmî makamlarca duyuruldu.

Değindiğimiz gibi virüs, artık rotasını tamamen Avrupa’ya çevirmişti. Özellikle bölge ülkesi olan İtalya’da can kayıpları durdurulamaz hâle geldi. Bunu izleyen DSÖ, 13 Mart 2020’de hastalığın yeni merkez üssü olarak Avrupa’yı gösterdi. Geçmiş vakalardan yararlanılarak oransal bir okuma yapıldığında ise yeni tip koronavirüsün, özellikle 65 yaş üzeri ve kronik rahatsızlığı olan kişilerde tehlike arz ettiği tespit edildi. Bu nedenle kimi uzmanlar Avrupa’daki durdurulamayan tablonun sebebini, bölge ülkelerinin demografi k yapısı olarak gösterdi.

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here